Türkiye’de göç ve türk sinemasına yansıması
TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç …

TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç ve kentleşme hızı özellikle 1950-60 arasında yüksek düzeydedir. 1960’lardan itibaren filmler hem toplumsal değişimleri dolayısıyla göç olgusu ve sorunlarını, hem de kitlenin beklentileriyle çelişkilerini yansıtmaktadır. 1970’lerde kente gelen insanların sinema ve müzik endüstrisiyle kendi kültürlerini çoktan oluşturduğu görülmektedir. 1980’lerden itibaren büyük kentlerde tutunmak giderek zorlaşırken göç olgusuyla ilgili filmler daha az sayıda yapılmaktadır. 2000’lerde terör, töre cinayetleri ve ekonomik nedenlerden kaynaklanan iç ve dış göçle ilgili filmler çekilmektedir. Sinemayla önemli bir toplumsal süreç olan göç olgusu arasında sürekli ve karşılıklı bir ilişki söz konusudur ve popüler metinler incelenerek toplumsal değişimler gözlemlenebilmektedir. Toplumsal olaylarla kadınların konumu arasındaki etkileşim nedeniyle filmler feminist eleştiriler ve yaklaşımlarla da değerlendirilmektedir. Asıl olarak filmler ait oldukları tarihsel dönemler içinde toplumbilimsel yöntemle çözümlenmekte ve filmlerin göç olgusuyla ilişkileri gösterilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Göç, Kitle, Kitle Kültürü, Popüler, Sinema
1. GİRİŞ
Malum günümüz bilgi çağı devir eskisi gibi değil.İşletmelerde günümüzde postmodern yönetim tarzını uygulamaktadır.Nedir bu postmodern anlayışı biraz açıklayalım.
Bilgi çağının pazar dinamikleriyle başa çıkma odaklı,toplam aklı ve katılımcılığı öne çıkaran, yönetici işlevlerini yeniden tanımlayan sürekli gelişim motivasyonunu ve stratejik metodolojiyi öne çıkaran yönetim anlayışıdır.
POSTMODERN YÖNETİM YAKLAŞIMI
Douglas Mc Gregor
X ve Y teorisini ortaya koymuştur. X ve Y teorilerini karşılaştırıldığında bu iki teorinin insana bakış açısının çok farklı olduğunu görebiliriz. X kuramından çıkarılan temel örgüt ilkesi yetki kullanma yoluyla yönetme ve denetlemedir. Y kuramından çıkarılan temel ilke örgütle kaynaşmadır.
X Teorisine göre davranan yöneticiler:
• Ortalama insanların tembel olduklarını ve işi sevmediklerini varsayarlar.
• İş yerindeki çalışanların kontrol edilmesi, yönlendirilmesi, ve hatta işletmenin hedeflerine ulaşabilmesi için tehdit edilmesi gerektiğini düşünürler.
• Ortalama insanların sorumluluktan kaçtığına, yönetilmesi gerektiğine, ve güvende olmayı herşeyin üstünde tuttuğuna inanırlar.
Burada ana prensip “organizasyon ve kontrol” dür. McGregor bu yönetim stilinin modern organizasyonlar için artık uygun olmadığını dile getirmiştir.
Y Teorisine göre davranan yöneticiler:
• İşin, insanlar için, dinlenme ve eğlenme gibi doğal bir süreç olduğuna,
• İnsanların kendilerini adamış oldukları hedeflere ulaşmak için kendi kendilerini yönetip kontrol edebileceklerine,
• Ortalama düzeydeki insanların bile, kendilerine doğru koşullar sağlandığında, sorumluluk almak isteyeceğine ve sorumluluğu kabul edeceğine,
• İş tatmin edici olduğu sürece, kuruma bağlılığın kendiliğinden oluşacağına inanırlar.