Skins Dizisi
Bu ara sık dizi izler biri olarak skins’i size tavsiye …

Kötünün iyisi bir haber diyeceğim gene olmayacak yok. Türkiye İMF’siz yola devam edecek. Güzel bir haberde zaten dünya kadar borcumuz var. Yakın zamanda tekrar ateşlenirse şaşmam zaten açık kapıda bırakmışlar 2 yıl düşünmediğini belirtiyor. Yani buradan çıkartılacak sonuç tamam sen 2 yıl IMF siz takıl borcunu öde biraz biz sana ilerde yeni borçlar veririz. Mantığa dayalı zaten bir iş yaptıklarını görmedim neye haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz;
Normal yöntemlerle çok denedim millete anlatamadım. Neden? Çünkü söylediğimden bir kelime anlamıyor kafa basmıyor. Bunu anlatmanın yolu güldürürken düşünmekten geçer diye şöyle konuya cup oturmuş kriz kapakları vereceğim. Hem gülün hem düşünün! Ağlanacak halimize gülerek dünyada neleri başarmadık ki?
Merkez bankası başkanı durmuş yılmaz, “tünelin içine girdik. tünel karanlıktı. öbür tarafa doğru bir ışık göründü. ışık, öbür tarafa çıkışı gösteriyor yoksa üzerimze gelen araba mıdır?” diyerek ekonomik krizi değerlendirdi.
Kapitalizm can çekişiyor Marx bize gülümsüyor.
Oğlum bu krizin teğet geçmiş hali. teğet geçmese asıl o zaman var… bak şimdi küfür ettirceksin bana…
Başbakan Erdoğan, ” müjdeler olsun ki 2010, ekonomik krizin etkilerinden tamamen kurtulacağımız bir yıl olacak” mesajı verdi.
Sen türkiye’sin çok düşünme bunları…

Sosyal zihin kontrolü üzerine ilginç bir araştırma okuyun düşünün ne kadar doğru yâda yanlış bilinmez ama beyin fırtınası yaparsanız süper zeki insanların neler yapabilecekleri hakkında ön bilginiz olabilir.
Sosyal zihin kontrolü operasyonlarına en iyi örnek CIA ve Derin Devletler tarafından oluşturulmuş olan bazı tarikat ve kültler teşkil eder. Bu tarikatların ve kültlerin temel yapıları incelendiğinde bazı katı ve ana özellikler görülür.

İktidarın yeniden üretiminde ideolojik bir araç olarak siyasal reklamcılık
“İletişim ilişkileri, taraflar arasındaki bilgilendirme alanını değiştirdikleri için iktidar etkileri yaratırlar”M.Foucault (2005: 71)
ÖZET
Her devirde iktidarın özne ile kurduğu iletişim şekli, onun gücünün meşruiyetini ve devamlılığını sağlamaya yarayan bir özellik taşımaktadır. Kitleleri ikna ya dayalı bu iletişim şekli öncelikle propaganda olarak adlandırılırken, kitle iletişim araçları ve uygulamalarının giderek yaygınlık kazanmasıyla birlikte siyasal reklamcılığa dönüşmüştür. Siyasal reklamcılık bir ikna stratejisi olarak hem propagandanın tarihsel deneyiminden faydalanmakta hem de reklamın tüketiciler nezdinde elde ettiği başarıları ve yöntemleri kullanmaktadır. Siyasal reklamcılık günümüzde özellikle de seçim dönemlerinde giderek yaygınlaşırken, siyasi çıkar odaklarının uygulamalarının haklılaştırılmasında ve meşrulaştırılmasında ideolojik bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, yaygın yaklaşımların aksine siyasal reklamcılığa eleştirel bir bakış açısıyla bakmayı amaçlamaktadır. Metin, siyasal reklamların ideolojik bir araç olduğu ve bu ideolojik araçsallığı sebebiyle iktidarın yeniden üretiminde etkin rol aldığı savına dayanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Siyasal Reklamcılık, Propaganda, İktidar, İdeoloji, Yeniden Üretim

TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç ve kentleşme hızı özellikle 1950-60 arasında yüksek düzeydedir. 1960’lardan itibaren filmler hem toplumsal değişimleri dolayısıyla göç olgusu ve sorunlarını, hem de kitlenin beklentileriyle çelişkilerini yansıtmaktadır. 1970’lerde kente gelen insanların sinema ve müzik endüstrisiyle kendi kültürlerini çoktan oluşturduğu görülmektedir. 1980’lerden itibaren büyük kentlerde tutunmak giderek zorlaşırken göç olgusuyla ilgili filmler daha az sayıda yapılmaktadır. 2000’lerde terör, töre cinayetleri ve ekonomik nedenlerden kaynaklanan iç ve dış göçle ilgili filmler çekilmektedir. Sinemayla önemli bir toplumsal süreç olan göç olgusu arasında sürekli ve karşılıklı bir ilişki söz konusudur ve popüler metinler incelenerek toplumsal değişimler gözlemlenebilmektedir. Toplumsal olaylarla kadınların konumu arasındaki etkileşim nedeniyle filmler feminist eleştiriler ve yaklaşımlarla da değerlendirilmektedir. Asıl olarak filmler ait oldukları tarihsel dönemler içinde toplumbilimsel yöntemle çözümlenmekte ve filmlerin göç olgusuyla ilişkileri gösterilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Göç, Kitle, Kitle Kültürü, Popüler, Sinema
1. GİRİŞ
Adalarını satmak aslında çok güzel bir haber bu bizi her seferinde küçük gören Yunanistan şimdi kendi küçük düştü. Almanya borcunu topraklarını satarak öde diyor. Bir ülkenin düşebileceği en kötü durumdur. Çaresizlik borç batağında kalan Yunanistan bakalım ilerleyen günler nasıl bir yöntem uygulayacak. Okuduğum diğer bir haberde emekli maaşları da belli bir zamana kadar kesilmişti. Bu gidişle ülkede çöküş kapıda durmaktadır. Ada haberlerinin devamı şöyle;
Almanya’da iktidardaki bulunan Hıristiyan Demokrat Birlik partisi ile koalisyon ortağı Hür Demokrat Parti’nin bazı üyeleri, Yunanistan’a borçlarını ödeyebilmesi için şok bir öneride bulundu.
Almanya’da iktidarda bulunan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi ile koalisyon ortağı Hür Demokrat Parti’nin (FDP) bazı üyeleri, Yunanistan’a borçlarını ödeyebilmesi için “adalarını satmasını” önerdi.

Merak eden arkadaşlara kaçınılmaz bir fırsat uzun uzun doküman da aradığınızı bulabilirsiniz. Dünya’yı gerçekten bu örgütler mi yönetiyor yoksa bir uydurma mı? Bu konuyu çok araştırdım. Fakat adı üstünde gizli bir örgüt olduklarından bu kaynakların ne denli gerçekleri yansıttığını bilmek zordur. Ama yinede okumanızı tavsiye ederim. Neler oluyor dünya da okuyun görün. Macera, adrenalin bu tarz şeyler arıyorsanız size tavsiyem film yerine dünyayı izleyin. Gerçekten görülmesi gereken enteresan birçok olaylar var. Okudukça araştırdıkça tüyleriniz diken diken oluyor. Vay be diyorsunuz neler dönüyormuş dünyada gerçekten diyip kara kara düşünüyorsunuz. Dünyayı yöneten gizli güçleri başlıklı birkaç kitap okudum. Alttaki konuyla örtüşmekte hepsi aynı kapıya çıktığı için bu bilgiyi paylaştım sizde faydalanın fazla bilgi göz çıkarmaz. Hele ki bu tarz bilgiler sizin gözünüzü daha da açacaktır. Dünya ya farklı bir açıdan bakacaksınız birden çünkü farkı düşünmeye başlayacaksınız. Neyse uzun tutmadan sizi yazıyla baş başa bırakıyorum. Kaynakları altta verdim. Boş bir yazı olmadığını bilin baya bir araştırma yapılmış. Yazan kişi kendi düşüncesine göre hareket etmemiştir.
Genel durum
Yeni Dünya Düzeni’nin dünyayı yeniden paylaşmada Türkiye’nin başına 21. yüzyılda inanılmaz çoraplar örülmek istenmekte ve Türkiye adım adım Sevr koşullarına sürüklenmektedir. Oynanmakta olan bu satranç oyununda Türkiye’de dev bir operasyon yapılmış ve “Şah” köşeye sıkıştırılmıştır (Manisalı 2002a ve 2002b). Mat olup olmaması bundan sonra Türk Genelkurmayı’nın atacağı adımlara bağlıdır. ABD tarafından planlanan bu operasyon, AB ülkelerinin de yardımıyla şimdilik başarıyla yürütülerek hedeflenen ekonomik kriz ülkede başarıyla yaratıldıktan sonra, tüm piyonlar rollerini başarıyla oynamışlar ve 79 yıl önce Hilafeti kaldıran Türk devletinin tepesine Hilafetçi artığı ve ABD kuklası bir parti usta bir manevra ile -umutsuzluk içindeki halk kandırılarak- geçirilmiştir.
Tüm hükümet üyelerinin ve bakanlarının Nakşibendî veya Fethullahcı bağlantıları Aydınlık dergisinde yayımlandığı halde sadece bir iki bakandan tekzip gelmiştir. Hükümet üyelerinin büyük çoğunluğu ünlü Abant Toplantılarını düzenleyen Fethullahçı örgütlenmenin odağındaki Birlik Vakfı’nın üyesidir. Bir zamanlar “demokrasi Tramvayı”na gerekirse binebileceğini ya da ereğine ulaşmak amacıyla papaz giysisi bile giyebileceğini söyleyen, camilerin kubbelerini miğfer olarak takacak, minareleri de mızrak olarak kullanacak Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadronun yönetiminde Türkiye’yi ileride daha vahim sorunların beklediği açıktır.
Okuduğum bir haberde İsrail yaz aylarında İran’a saldırmak için bahaneler aradığı ortaya çıktı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İsrail’in, bahar ya da yaz aylarında ülkesine saldırmayı planladığını iddia ediyor.
İran Cumhurbaşkanı, Tahran’da düzenlediği basın toplantısında, “Böyle bir saldırıya vereceğimiz karşılık ve bölge ülkelerinin tepkisi İsrail’i bitirecek” ifadesini kullandı.
Ahmedinejad’ın iddialarına Moskova ziyareti sırasında yanıt veren İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu ise, İran’a yönelik savaş hazırlığı içinde olmadıklarını” söyledi ve iddiaları manipülasyon olarak niteledi.
Netanyahu Moskova gezisinde, “İran nükleer silah üretirse; Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır da onu izler” demişti.
Benim düşüncem eğer böyle bir savaş çıkarsa 2.dünya savaşı gibi ağır geçecektir. Çünkü İran diğer ülkelere benzemez bir ırak ya da Afganistan gibi değildir. Elinde nükleer bombası olan ve arkasında sağlam ülkelerin olduğu bir bloktur. İsrail savaşı çıkartırsa arkasında İngiltere ve Amerika’yı arkasına alır. İran ise Rusya ve Çin’den destek görür. Bu yüzden çok ağır ve büyük bir savaş olur. Türkiye’de bu savaştan muhakkak etkilenecektir. Yine pozisyonu açısından kritik bir yerde duruyor. Eh muhtemel İsrail tarafında olacağından kaybetmesi durumunda Türkiye’ye faturası çok ağır yansıyacaktır. İran’ı sadece istikrarı ve azmini beğenirim. Ama gerek yönetim gerek rejim açısından kesinlikle hoş görü ile karşılamam. İsrail ise zaten bir oyunun ürünü amacı Müslüman toplumları parçalamaktır. Oradaki konumu sayesinde etrafındaki ülkeler dost hane bir birleşme sağlayamıyorlar. Bu durum da tabi direk ABD’nin işine gelmektedir. Bu sayede orta doğuda güçlü bir devlet dayanışması oluşmayacaktır. İsrail’in savaşı kazanması peki ne değiştirir diye bakarsak bu sefer yine Türkiye bu savaştan zararlı çıkacaktır. Hedef zaten bellidir. Afganistan, ırak, İran derken sıralamada Türkiye’nin adı da olması muhtemel değildir. İsrail İran’ı yenerek aldığı güç ile ilerde farklı sorunların çıkması kaçınılmaz olur.Son olarak bu savaş çıkarsa Türkiye çok kötü etkilenecektir.

Öncelikle devrim kelimesini iyi öğrenmek gereklidir. Her devrim iyi olacak diyemeyiz. Fikirler önemlidir. Cahil bir insan devrimin ne olduğunu anlayamaz. Okuma yazma bilmeyen bir toplumda kötü ideolojilere sahip devrimlere inanması çok normaldir. İzlenmesini kesinlikle tavsiye ediyorum. İran’daki İslam devrimini anlaşılır bir şekilde dile getirmiş. İnsanların beynini nasıl yıkadıklarını halka nasıl davranıldığını izleyin ibret alın. Laik bir Cumhuriyet yoksa o ülke artık özgür değildir. İran halkının neler çektiğini izleyin. Diktatör bir rejimle daha nereye kadar böyle devam edecek. İnsanların kendi ülkesine nasıl yabancılaştığını ve nefret edebileceğini çok güzel gözler önüne sermişler.
Herkesin seyretmesi ardından da yorumlaması gereken bir animasyon film! Herkes dersler çıkartabilir umarım.

Tartışmalar yeniden başladı. Türkiye’nin üzerindeki oynanan oyunların hepsinin nedeni o! İşte Türkiye’nin serveti;
Isparta’da düşen uçakla başlayan komplo teorileri devam ediyor. Habertürk’de yayınlanan ‘Haber Aniliz” adlı programda TSK’nın Türkiye’nin Toryum rezervleri için yıpratılmaya çalışıldığı iddiaları tartışıldı. Mahir Kaynak ve Mustafa Altıoklar’ın katıldığı programda, Isparta’da uçağının da Toryum nedeniyle düşürüldüğü iddia edildi.
Canlı yayında dünyanın yeni enerji politikalarına dikkat çeken Mahir Kaynak, Türkiye’nin bu anlamda çok büyük değerlere sahip olduğunu söyledi. Toryum’un Türkiye için çok önemli bir değer sahibi olduğunu söyleyen Mustafa Altıoklar ise Isparta uçağındaki hayatını kaybeden bilim adamlarının da Toryum üzerinde araştırma yaptığını bu nedenle kazanın iyi incelenmesi gerektiğini söyledi. Altıoklar, tesadüf eseri hayatını kaybeden ekipten bir kişinin o uçağa binmeyerek kurtulduğunu; ancak onunda Uludağ’da saldırıya uğradığını söyledi. Peki bu kadar tartışılan Toryum nedir? İşte ayrıntılar;