Türkiye’de göç ve türk sinemasına yansıması
TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç …

Prenses Stepan Arkadyeviç, Oblonski (Kibarlar dünyasında Stiva derlerdi ona) kalktığında karısıyla değil de çalışma odasında uyuyordu. Neden yatak odasında değil de buradaydı. Yatak odasına gittiğinde bir mektup buldu. Doli bunu okumuş kaskatı yüzle Stepan Arkadyeviç’e bakıyordu.
Oda uşağı elinde bir mektupla içeri girdi. Stepan mektubu okuduğunda Anna Ardedyevna’nın yani kız kardeşinin yarın buruya geleceği yazıyordu. Uşak sevindi. Anna’nın bu karı ve kocayı barıştırmak için geleceğini biliyordu. Stepan Arkadyevra’ın odada bulunan mektup Doli’nin eline geçmişti. Doli’nin çocukların dadılarıyla bir şeyler çevirdiğini anlamıştı. Stepan Arkadyeviç karısıyla küstüler. Ama Anna’nın geleceğini ona nasıl söyleyecekti. Stepan Arkadyeviç Doli’ye gelerek çekingeç bir sesle: “Doli Anna bugün geliyor dedi.” Doli, bunu soğukkanlılıkla karşıladı.
Stepan Arkadyeviç bazı yetenekleri sayesinde iyi bir eğitim görmüştü, ama işe sap olamamıştı. Anna’nın kocası Alaksay Alaksandroviç sayesinde bir memur olmuştu. Stepan Arkadyeviç çalışma odasına girdiğinde Levin’in odada olduğunu gördü. Levin Stepan Arkadyevi’in en iyi arkadaşı ve Kiti’yi yani Doli’nin kardeşini seven biriydi. Levin Kiti’ye sahip olmak için geldi.

Tarihteki İlk Kahraman Kral
Bu öyküde yer alan konular yıllar boyunca ağızdan ağza geçerek destan halinde Sümerce olarak tabletlere yazılmıştır. Gılgamışın serüvenlerini kapsayan bir öyküdür.
Gılgamışın doğum hikâyesi:
Uruk şehrinin kralı olan dedesine, bir gün kâhinler; kızının bir oğlu olacağını ve seni öldürüp kral olacağını söylemeleri üzerine kral kızını bir kuleye kapatır ve kapısına bir bekçi koyar. Aradan zaman geçer ve kızı hamile kalarak çocuğu doğurur. Bu durumu gören bekçi, kralın korkusundan çocuğu camdan aşağı atar. o sırada bir kartal düşmekte olan çocuğu görür ve yakalar. Onu bir ağacın dibine bırakır. Çocukları olmayan bir aile bu çocuğu bulur ve adını her şeyi bilen anlamına gelen gılgamış adını verirler. Adına yakışır şekildede yetiştirirler.
Kral olma hikâyesi:

Tüm zamanların en iyi 2. Dünya savaşı filmlerini seçtik. Listede eski yeni birçok klasik ve mükemmel filmler var. Bakalım tüm zamanların en iyi 15 dünya savaşı filmleri nelermiş.

Düşük bütçe ile çok iyi hâsılat yakalayan ‘Paranormal Activity’ İtalya’da dehşet saçtı. 14 yaşındaki bir çocuk filmi izlerken felç olduğu ortaya çıktı. .İtalya’da hafta sonu hiçbir yaş sınırlaması olmaksızın gösterime giren film, izleyicilerin bazılarının uzun süreli panik atak geçirmesine neden oldu. Vakaların en vahimi ise 14 yaşındaki bir kızın ‘felç olmuş halde’ hastaneye kaldırılması oldu. İtalya’da ebeveyn dernekleri, tanıtımının bile çocukları yeterince korkutmayı başardığı filme 18 yaş sınırı getirilmesini talep ederken, hükümet kanadı da tartışmaya dâhil oldu. Önlemlerin alınacağı açıklandı İtalya Savunma Bakanı Ignazio La Russa, “Geçen iki haftadır televizyonlarda takıntılı bir şekilde filmin tanıtımı dönüyor ve bu binlerce çocuğu korkutuyor. Yedi yaşındaki oğlum korktuğunu söyledi” derken, Kültür Bakanı Sandro Bondi, yoğun şikâyet üzerine önlemler alınacağını söyledi. Bir çiftin evlerinde yaşadığı doğaüstü olaylarla mücadelesini anlatan ve sadece ev içinde, tek bir mekânda geçen film sadece 15 bin dolara mal oldu. Yönetmenliğini Oren Peli’nin yaptığı film, ABD’de ekim ayında gösterime girdiği ilk hafta 22 milyon dolar hâsılat yaptı.

Şafak Sezeri çok sevdiğim için hiç fırsat kaçırmadan gittim izledim. Fakat beklentimin altında bir durumda kaldım. Kutsal damacana 1 daha iyi gibi geldi. Konu çok doyurucu değildi ve çok kısa geldi. Zaten bir 20 dakika 1.filmin özeti oldu. Ve konusu birdekine nazaran biraz basit olmuş. Kolpaçino filmi nede gittim ve gülmekten çatladım. Kesinlikle izleyin. Fakat kutsal damacana 2 hayal kırıklığı olmuş biraz daha kaliteli bir film bekliyordum. Ferhat Güzel’e baya güldüm. Hele ki filmin sonunda Ferhat Güzel’in çekim hatalarına mort oldum =)
Merak ettiğim bir filmdi Mary and Max sonunda izleme şansını bugün yakaladım. Şu son zamanlarda izlediğim en kaliteli film diyebilirim. Şu sıkıcı ve yağmurlu günde evde gözyaşları içinde kahkaha atmak iyi geldi.
Film adam elliot’un yeni stop motion animasyon filmi olmakla birlikte, çekimleri 13 ay sürmüş. Hafta başına 2,5 dakikalık stop motion bölüm çekmişler.
İki mektup arkadaşın konusunu anlatmakta film, bir komedi olsada sonlara doğru hüzünlü bir havaya hâkim oluyor. Max 44 yaşında obez bir new york’lu ve Mary’de 8 yaşında patateslerden kolye yapıp satan, arkadaşsız bir Avustralyalıdır. Max’ın hayatı oldukça trajiktir. İnsanları anlayamayan asosyal kör arkadaşı hariç kimsesi olmayan hayata boş bakan, ekmek arası kalıp çikolata bağımlısı bireydir, Mary ise daha 8 yaşında dünyayı yeni tanımaya başlayan kafasında yüzlerce soru işareti ile gezen oluşumunu bir bira bardağından çıktığına inanan ve anlında kahverengi dışkımsı bir lekeye sahip ufak bir kızdır. Babası çay fabrikasında sallama çayların ipliklerini takan bir işçi, en büyük fobisi ölü hayvanları dondurmaktır. Annesi dünyanın en güzel yüzüne sahip ( bu kadar mı güzel çizilir ) alkolik, sigara bağımlısı ve sürekli titreyen hastalıklı bir şahsiyettir.
Bu iki uzak insan tesadüf bir mektuplaşma sürecine girerler. İkisi de birbirlerinden çok şeyler öğrenir. Mary büyür ve bir yunanlı kekemeye âşık olur. Babası emekli olur ve çok sevdiği fobisi hayvan dondurmayı bırakır. Yerine detektör ile define avına çıkar. Fakat bu define avı fazla sürmez, deniz kıyısında arama yaparken büyük bir dalga üzerine gelir ve ölür. Annesi ise kocasının bu erken ölümünden dolayı bunalıma girer. Ve bir gün evinde alkolik otururken kazayla masada duran alkol şişesi yerine hayvanları dondurmada kullanılan bir sıvıyı içer, bu sıvı oldukça zehirlidir ve maalesef annesi de mezardaki yerini alır.
Yazar :Levan Panos Dabağyan
Açıklama
Sultan II. Abdülhamid ve Ermeni meselesi Türkiye’nin gündeminden hiçbir zaman düşmeyen iki konu. Birçok insan için bir Ermeni’nin “cennet mekân Sultan Ab’dül Hamid Han” demesi mümkün değildir, ama bunu söyleyen bir Ermeni çıktı. Levon Panos Dabağyan, Türkiye’de yaşayan Ermeni cemaati içinde oldukça önemli yerlere gelmiş bir insan. Genç yaşta gazeteciliğe başlayan ve çeşitli gazetelerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yapan Dabağyan, bir dönem de Ermeni Patriği’nin basın sözcülüğünü yürütmüş. “Türkiye Ermenileri’nin Tarihi” isimli kitabın da yazarı olan Dabağyan’ın son çalışması ise Ermeni Meselesi’nin başlangıcında yer alan Sultan II. Abdülhamid ve onun döneminde Ermeniler’in yaptıklarına ilişkin. “Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi” isimli kitabında, bildik tavırlardan uzak olan yazar, diasporada yaşayan Ermeniler’in propagandasını yaptıkları fikirleri de savunmuyor.
Yazar :Turgut Özakman
Okurken duygulandığım aynı zamanda gururlandığım tek kitaptır.Bu vatanın nasıl kazanıldığını gösteren bu eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı…
Turgut Özakman’ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Server Tanilli
Açıklama:
Bu kitap, 1972-1975 yıllarında yazıldı. Amacı da, liselerden üniversite ya da yüksekokullara gelen öğrencilerin “kültür açığını gidermekti. Gerçekten, böyle bir sorun vardı. Liseler, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey vermiyordu. Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyordu. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası. Başta gençlere seslense de , temel kültüre meraklı herkesin öğreneceği var bu kitaptan. Okuyun göreceksiniz…
ÖNSÖZ :