Türkiye’de göç ve türk sinemasına yansıması
TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç …

Reaksiyon Zamanı
Bütün fiziksel hareketler özünde kuvvet, dayanıklılık, sürat, esneklik gibi temel biyomotor öğeleri içerir. Sporun özelliğine bağlı olarak bu öğeler birbiri ile etkileşim içinde farklı ağırlıklarda ön plana çıkar ve o spor dalındaki başarıyı belirler. Bunun yanı sıra her bir öğeyi etkileyen kendi alt bölümlerin etkisi altındadır. Bu öğelerden sürati etkileyen en önemli alt öğe reaksiyon zamanıdır.
Reaksiyon zamanı sinir kas performansının göstergelerinden biri olduğu için spor ortamında ölçüt olarak ele alınan önemli bir öğedir. Çünkü reaksiyon zamanı sürat ve karar verme mekanizmasının etkilediğini gösteren önemli bir performans ölçüsüdür.
} Reaksiyon zamanı; uyaranın gelmesiyle, tepkinin başlamasına kadar geçen zaman sürecidir.
} Reaksiyon zamanı, uyaranın verilmesi ile bireyin bu uyarana istemli olarak verdiği tepkinin başlangıcı arasında geçen süredir

Cüceloğlu ve Morgan’ a göre Dikkat; içinde bulunulan durumda bazı uyaranların seçilip, bazılarının ihmal edilmesi durumudur.
Bouman’ a göre (1994), düşünme, algılama ve hayal etmeden meydana gelen psikolojik fonksiyonların bilinçli bir şekilde harekete geçirilmesidir.
James’ e göre dikkat aynı anda birkaç nesneden veya düşünce yumağından birinin canlı, belirgin tarzda zihin tarafından alınmasıdır. Odaklaşma, konsantrasyon, bilinçlilik dikkatin özünü oluşturur.
Dikkat, bazı şeylerin diğerlerine göre daha etkin bir sıklıkla ele alınmak için seçilmesidir.
Dikkatin Süresi; dikkatin uzun sürebilmesi için güçlü bir motivasyon el temele gereksinim vardır.
19. yy’a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy’da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı.
Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803’te, “atomun varlığı”nı ileri sürerken kanıt olarak neleri göstermiştir? Bunu kavrayabilmek için kimyanın temel birleşme yasalarını anımsamalıyız. Çünkü John Dalton (1766-1844) “atomun varlığının kanıtları” olarak bu yasaları göstermiştir. Bunlar kütlenin korunumu,sabit oranlar ve katlı oranlar yasası adıyla bilinir.
19. yüzyıl, aslında atomla açıldı. John Dalton, 1803-8 arasında atomun varlığının kanıtlarını açıkladı ve bilimsel anlamdaki ilk atom kuramını geliştirdi. Dalton, kimyasal tepkimelerdeki kütlenin korunumu (Lavoisier ve Lomonosov), bileşiklerin oluşmasında sabit kütle oranının varlığı (Joseph Proust), katlı oran yasası(John Dalton) gibi denel sonuçları başarıyla yorumladı ve bu sonuçların (yasaların) ancak atomun varlığıyla kavranabileceğini gösterdi.
Douglas Mc Gregor
X ve Y teorisini ortaya koymuştur. X ve Y teorilerini karşılaştırıldığında bu iki teorinin insana bakış açısının çok farklı olduğunu görebiliriz. X kuramından çıkarılan temel örgüt ilkesi yetki kullanma yoluyla yönetme ve denetlemedir. Y kuramından çıkarılan temel ilke örgütle kaynaşmadır.
X Teorisine göre davranan yöneticiler:
• Ortalama insanların tembel olduklarını ve işi sevmediklerini varsayarlar.
• İş yerindeki çalışanların kontrol edilmesi, yönlendirilmesi, ve hatta işletmenin hedeflerine ulaşabilmesi için tehdit edilmesi gerektiğini düşünürler.
• Ortalama insanların sorumluluktan kaçtığına, yönetilmesi gerektiğine, ve güvende olmayı herşeyin üstünde tuttuğuna inanırlar.
Burada ana prensip “organizasyon ve kontrol” dür. McGregor bu yönetim stilinin modern organizasyonlar için artık uygun olmadığını dile getirmiştir.
Y Teorisine göre davranan yöneticiler:
• İşin, insanlar için, dinlenme ve eğlenme gibi doğal bir süreç olduğuna,
• İnsanların kendilerini adamış oldukları hedeflere ulaşmak için kendi kendilerini yönetip kontrol edebileceklerine,
• Ortalama düzeydeki insanların bile, kendilerine doğru koşullar sağlandığında, sorumluluk almak isteyeceğine ve sorumluluğu kabul edeceğine,
• İş tatmin edici olduğu sürece, kuruma bağlılığın kendiliğinden oluşacağına inanırlar.