Skins Dizisi
Bu ara sık dizi izler biri olarak skins’i size tavsiye …

Prenses Stepan Arkadyeviç, Oblonski (Kibarlar dünyasında Stiva derlerdi ona) kalktığında karısıyla değil de çalışma odasında uyuyordu. Neden yatak odasında değil de buradaydı. Yatak odasına gittiğinde bir mektup buldu. Doli bunu okumuş kaskatı yüzle Stepan Arkadyeviç’e bakıyordu.
Oda uşağı elinde bir mektupla içeri girdi. Stepan mektubu okuduğunda Anna Ardedyevna’nın yani kız kardeşinin yarın buruya geleceği yazıyordu. Uşak sevindi. Anna’nın bu karı ve kocayı barıştırmak için geleceğini biliyordu. Stepan Arkadyevra’ın odada bulunan mektup Doli’nin eline geçmişti. Doli’nin çocukların dadılarıyla bir şeyler çevirdiğini anlamıştı. Stepan Arkadyeviç karısıyla küstüler. Ama Anna’nın geleceğini ona nasıl söyleyecekti. Stepan Arkadyeviç Doli’ye gelerek çekingeç bir sesle: “Doli Anna bugün geliyor dedi.” Doli, bunu soğukkanlılıkla karşıladı.
Stepan Arkadyeviç bazı yetenekleri sayesinde iyi bir eğitim görmüştü, ama işe sap olamamıştı. Anna’nın kocası Alaksay Alaksandroviç sayesinde bir memur olmuştu. Stepan Arkadyeviç çalışma odasına girdiğinde Levin’in odada olduğunu gördü. Levin Stepan Arkadyevi’in en iyi arkadaşı ve Kiti’yi yani Doli’nin kardeşini seven biriydi. Levin Kiti’ye sahip olmak için geldi.
Japonya’da kişi başına 25 kitap düşerken, Türkiye’de 6 kişiye 1 kitap düşüyor.
- Kıza kitap aldım, 5 kişi verdiler yanına…
- Ayakkabıları çıkaralım mı yenge?..

Yavaş kitap okuyorum ne yapmam gerekir gibi kafanıza takılan sorular varsa size sunduğum powerpoint sunumu incelemenizi tavsiye ederim.Malum ülkemizde kitap okuma alışkanlığı çok düşük bilgiyi kulaktan kulağa almayı daha çok seviyoruz. Okurken sıkılıyorum gibi cümleleri çok duydum. Bende öyle yetiştim ama birazcık sıkarsanız dişinizi göreceksiniz kitap ne paha biçilmez bir cevhermiş diyeceksiniz.
Dünya’da hızlı okuma
19. yy’a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy’da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı.
Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803’te, “atomun varlığı”nı ileri sürerken kanıt olarak neleri göstermiştir? Bunu kavrayabilmek için kimyanın temel birleşme yasalarını anımsamalıyız. Çünkü John Dalton (1766-1844) “atomun varlığının kanıtları” olarak bu yasaları göstermiştir. Bunlar kütlenin korunumu,sabit oranlar ve katlı oranlar yasası adıyla bilinir.
19. yüzyıl, aslında atomla açıldı. John Dalton, 1803-8 arasında atomun varlığının kanıtlarını açıkladı ve bilimsel anlamdaki ilk atom kuramını geliştirdi. Dalton, kimyasal tepkimelerdeki kütlenin korunumu (Lavoisier ve Lomonosov), bileşiklerin oluşmasında sabit kütle oranının varlığı (Joseph Proust), katlı oran yasası(John Dalton) gibi denel sonuçları başarıyla yorumladı ve bu sonuçların (yasaların) ancak atomun varlığıyla kavranabileceğini gösterdi.
Yazar :Levan Panos Dabağyan
Açıklama
Sultan II. Abdülhamid ve Ermeni meselesi Türkiye’nin gündeminden hiçbir zaman düşmeyen iki konu. Birçok insan için bir Ermeni’nin “cennet mekân Sultan Ab’dül Hamid Han” demesi mümkün değildir, ama bunu söyleyen bir Ermeni çıktı. Levon Panos Dabağyan, Türkiye’de yaşayan Ermeni cemaati içinde oldukça önemli yerlere gelmiş bir insan. Genç yaşta gazeteciliğe başlayan ve çeşitli gazetelerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yapan Dabağyan, bir dönem de Ermeni Patriği’nin basın sözcülüğünü yürütmüş. “Türkiye Ermenileri’nin Tarihi” isimli kitabın da yazarı olan Dabağyan’ın son çalışması ise Ermeni Meselesi’nin başlangıcında yer alan Sultan II. Abdülhamid ve onun döneminde Ermeniler’in yaptıklarına ilişkin. “Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi” isimli kitabında, bildik tavırlardan uzak olan yazar, diasporada yaşayan Ermeniler’in propagandasını yaptıkları fikirleri de savunmuyor.
Yazar :Turgut Özakman
Okurken duygulandığım aynı zamanda gururlandığım tek kitaptır.Bu vatanın nasıl kazanıldığını gösteren bu eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı…
Turgut Özakman’ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Server Tanilli
Açıklama:
Bu kitap, 1972-1975 yıllarında yazıldı. Amacı da, liselerden üniversite ya da yüksekokullara gelen öğrencilerin “kültür açığını gidermekti. Gerçekten, böyle bir sorun vardı. Liseler, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey vermiyordu. Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyordu. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası. Başta gençlere seslense de , temel kültüre meraklı herkesin öğreneceği var bu kitaptan. Okuyun göreceksiniz…
ÖNSÖZ :