Skins Dizisi
Bu ara sık dizi izler biri olarak skins’i size tavsiye …

Orjinal ismi Perfume The Story of a Murderer [2006] Konusu çok güzel ve sürükleyicidir. Fransa’nın en pis dönemlerinde gözlerini açan Jean-Baptiste Grenouille daha gözlerini açar açmaz çok kötü bir ortamda olduğunu ve başını bin bir uğursuzluklar saracağından habersizdi. Annesi onu balık tezgâhı altına atmasıyla ölüme mahkûm edilmiştir. Jean-Baptiste Grenouille bir yetimhanede yetiştirilir. Orda biraz büyüdükten sonra köle olarak satılır. Burada hayatını bir köle olarak çalışarak geçinir. Fakat Jean-Baptiste Grenouille’nın bir özelliği vardı. Dünya’nın en hassas burnuna sahipti. Onun bu kabiliyetini bir parfümcü keşfeder. Jean-Baptiste Grenouille’nın bir tek amacı vardı. Oda kokuyu saklamaktır. Tüm kokuların nasıl saklandığını öğrenmek ister. Bunu öğrenirken çok soğukkanlılıkla birçok cinayette işler. Sahibi parfümcü öldükten sonra başka bir şehre gider ve orda çalışmaya başlar. Yalnız sahibi ona çok ilginç bir efsane anlatmıştır. Jean-Baptiste Grenouille daha efsanenin ne olduğunu dahi bilmeden dünya’nın en güzel parfümünü nasıl yapabilirim diye çalışmalarına başlar. Şehrin en güzel kızlarını soğukkanlılıkla öldürür. Ve onları hayvan yağı ile sarmalayıp mumyalama tekniğine benzer bir yöntemle onların üzerindeki kokuları alır. Tabi bu ilginç cinayetler şehirde paniğe sebep olur. Jean-Baptiste Grenouille yakalandığında o müthiş eserini bitirir. Dünya’nın en güzel kokusunu yapmayı başarır. Sadece bir damlası bile insanı deliye döndürmeye yeter. Kendini sanki cennette hissi uyandıran bu parfümü Jean-Baptiste Grenouille kendinde kullanır ve tüm şehri kendine bağlar. Papa bile bu büyünün kurbanı olur. Sonuç olarak Jean-Baptiste Grenouille hedefine ulaşır ve yapmak istediğini elde eder. Artık Jean-Baptiste Grenouille yaşama dayanacak bir tutanağı yoktur. O hedefine ulamıştı. Sonu doğduğu şehre geri döner. Artı bu şehri daha önce hiç görmediği halde içgüdüleri onu doğduğu yere getirmişti. Hayatını burada sonlandırmak istemişti. Parfümünü üstüne dökerek tüm halkı üstüne çekmiştir kokudan gözleri dönen halk Baptiste’nin üstüne koşup onu çılgınca parçalamıştır. Geriye sadece tek bir damla parfümü kalır. Oda toprağa karışarak bir efsane olur.

Günlük yaşantımızın vazgeçilmez ürünlerinden olan parfümün geçmişi M.Ö 4000’li yıllara kadar dayanır. Arabistan ve Mısır’da dinsel amaçlarla kokulu maddeler yakılırdı ve dumanlarının kutsal varlıklara mesaj taşıdığına inanılırdı.
Günümüzde, kullandığımız modern parfümler ise ilk olarak Fransa’da 16. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Fransa’nın akdeniz kıyılarına yakın Grasse kentinde kurulan ilk parfüm laboratuvarında üretilen deri eldivenler amber, baharatlar, akça yasemin ve misk ile parfümlendirildi. O zamanlar Fransa’nın sokaklarında açıktan akan kanalizasyonların neden olduğu pis kokudan dolayı insanlar bu eldivenleri burunlarına tutarak dolaşırlardı. 18.yüzyılda deri ticareti önemini kaybettiğinde, parfümlü eldiven üreticileri sadece parfüm üretmeye yöneldiler, bu amaç için yetiştirilen portakal ağaçlarının çiçeklerinden kokulu briyantinler yaratmaya başladılar.
İyi bir parfüm 3 temel notadan oluşur:
Elli yaşındayım ve her zaman özgür yaşamak istedim. Hayatımı özgürlük içinde tamamlamama izin verin. Ölürken hakkımda “Hiç bir okula, kiliseye, enstitüye, akademiye ait değildi. Özgürlük rejimi haricinde hiçbir rejime ait olmadı.” denmesine izin verin.
“1819-1877″ arasında yaşamış realizm’in kurucularından fransız ressam.1871 paris komünü sırasında bütün sanat müzelerinin başına getirilirdi ve kentin sanat koleksiyonlarını çetelerden korudu.Bu sanatçı köylü ve işçi sınıfnı çok gerçekçi çalışmıştır.En önemli özelliği ise işçileri eski elbiseleri içinde çizmiştir yorgun bıkkın hallerini ve ifadelerini çok iyi ifade etmiştir.1873′te İsviçre’ye kaçtı ve ölene kadar orada çizmeye devam etti.Sanatçının ünlü eserleri ise şunlardır.
Feodal düzenenin hüküm sürdüğü yıllarda yavaş yavaş gelip siyasi ve iktisadi gücü ele geçiren Burjuvalılardan bahsedicem ,aydınlanmanın ilk meyveleri sayılırlar daha önceleri yunan aydınlanması görülmüştür ama başkenti sadece Atina ile sınırlı kalmıştır 18.yüzyıl aydınlanması ise tüm avrupa yayılmıştır.
Aydınlanma çağı ile yeni bir dünya görüşü yeni bir felsefe iktisadi ve sosyal doktrini beraberinde getirmiştir.İlk akımlar İngiltere’de başlamış sonra Fransa’ya geçerek burda çok radikal nitelikler kazanmıştır.Almanya’da ise her iki ülkenin fikirlerini alıp sosyal ve politik özelliklerini kendilerine has bir şekilde düzenlemiştir.Aydınlanma bu ülkelerde farklı fikirleri geliştirmiştir mesela İngiltere’de daha çok deneyci bir yol çizmiş,Fransa akılcı ,Almanya ise mistik akılda ön plana çıkmıştır.
Aydınlanma felsefesi burjuvalarılara has bir özelliklik değildir eski düzene karşı olan herkez (asiler – rahipler) amaç herkezin mutluluğunu hedeflemiş görünen ilkelerdir.HÜrriyet,İlerleme ve insan değeri gibi kavramlar herkezi kapsamaktadır.Bu ilkeler burjuva felsefesinin temelleridir.