Çok Film Hareketler Bunlar

“Çok film hareketler bunlar” 26 Mart da sinemalara geliyor. Gelsin bakalım. Nasıl bir film izleyelim görelim. Fragmandan yorum yapmayı sevmiyorum. Yani filmi izlemeden olumlu olumsuz yazılar yazıp kafa karıştırmaya gerek yok. Yalnız bir noktaya değinmek istiyorum. Ne zaman Türk sineması daha düzgün kendine yakışan bir film isimleri bulacak. Çok film hareketler nedir ya! Daha örnek verecek olsak say say bitmez. Hemen aklıma gelenler Yahşi Batı, Kolpaçino, Destere…  Şimdi batı filmlerine özendin anladık. Ya adını niye taklit ediyorsunuz bunu çözmüş değilim. Türk sinemasını Çin malı haline getirdik resmen. Her filmin taklidi mevcut bulunuyor. Çok film hareketlere gelince yani insanımıza biraz espri yaptıktan sonra bunu cıvkı çıkacak kadar büyütmek çok saçma. Çok güzel hareketleri anladık tamam. Ama bu isim bu filme gitmemiş. Konusu BKM mutfak karışık bir senaryosu var gibi duruyor.  Gözüme ilk batanlar lost dizisinden baya bir alıntı olması, onun haricinde yine bazı korku filmlerinden de alıntılar var. Kendimize özgü olan sanırım bir tek espriler. Fragmanında bazı espriler güzel gözüküyor. Dediğim gibi filmin en kötü tarafı ilk olarak ismi daha güzel bir isim bulunabilirdi. Artı şu çalıp çırpmaktan artık vazgeçelim. Daha orijinal fikirler olması daha bir hoş durur. Bir de duck shoot atari sahnesi var. Fragmanın sonuna doğru Ersin ateş ederken orası ince olmuş beğendim. Merakla  bekliyoruz. Hadi bakalım.

Mary And Max [2009] Filminden Notlar

Merak ettiğim bir filmdi Mary and Max sonunda izleme şansını bugün yakaladım. Şu son zamanlarda izlediğim en kaliteli film diyebilirim. Şu sıkıcı ve yağmurlu günde evde gözyaşları içinde kahkaha atmak iyi geldi.
Film adam elliot’un yeni stop motion animasyon filmi olmakla birlikte, çekimleri 13 ay sürmüş. Hafta başına 2,5 dakikalık stop motion bölüm çekmişler.
İki mektup arkadaşın konusunu anlatmakta film, bir komedi olsada sonlara doğru hüzünlü bir havaya hâkim oluyor. Max 44 yaşında obez bir new york’lu ve Mary’de 8 yaşında patateslerden kolye yapıp satan, arkadaşsız bir Avustralyalıdır. Max’ın hayatı oldukça trajiktir. İnsanları anlayamayan asosyal kör arkadaşı hariç kimsesi olmayan hayata boş bakan, ekmek arası kalıp çikolata bağımlısı bireydir, Mary ise daha 8 yaşında dünyayı yeni tanımaya başlayan kafasında yüzlerce soru işareti ile gezen oluşumunu bir bira bardağından çıktığına inanan ve anlında kahverengi dışkımsı bir lekeye sahip ufak bir kızdır. Babası çay fabrikasında sallama çayların ipliklerini takan bir işçi, en büyük fobisi ölü hayvanları dondurmaktır. Annesi dünyanın en güzel yüzüne sahip ( bu kadar mı güzel çizilir ) alkolik, sigara bağımlısı ve sürekli titreyen hastalıklı bir şahsiyettir.

Bu iki uzak insan tesadüf bir mektuplaşma sürecine girerler. İkisi de birbirlerinden çok şeyler öğrenir. Mary büyür ve bir yunanlı kekemeye âşık olur. Babası emekli olur ve çok sevdiği fobisi hayvan dondurmayı bırakır. Yerine detektör ile define avına çıkar. Fakat bu define avı fazla sürmez, deniz kıyısında arama yaparken büyük bir dalga üzerine gelir ve ölür. Annesi ise kocasının bu erken ölümünden dolayı bunalıma girer. Ve bir gün evinde alkolik otururken kazayla masada duran alkol şişesi yerine hayvanları dondurmada kullanılan bir sıvıyı içer, bu sıvı oldukça zehirlidir ve maalesef annesi de mezardaki yerini alır.

Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi

Yazar :Levan Panos Dabağyan

Açıklama

Sultan II. Abdülhamid ve Ermeni meselesi Türkiye’nin gündeminden hiçbir zaman düşmeyen iki konu. Birçok insan için bir Ermeni’nin “cennet mekân Sultan Ab’dül Hamid Han” demesi mümkün değildir, ama bunu söyleyen bir Ermeni çıktı. Levon Panos Dabağyan, Türkiye’de yaşayan Ermeni cemaati içinde oldukça önemli yerlere gelmiş bir insan. Genç yaşta gazeteciliğe başlayan ve çeşitli gazetelerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yapan Dabağyan, bir dönem de Ermeni Patriği’nin basın sözcülüğünü yürütmüş. “Türkiye Ermenileri’nin Tarihi” isimli kitabın da yazarı olan Dabağyan’ın son çalışması ise Ermeni Meselesi’nin başlangıcında yer alan Sultan II. Abdülhamid ve onun döneminde Ermeniler’in yaptıklarına ilişkin. “Sultan Abdülhamid Han ve Ermeni Meselesi” isimli kitabında, bildik tavırlardan uzak olan yazar, diasporada yaşayan Ermeniler’in propagandasını yaptıkları fikirleri de savunmuyor.

Şu Çılgın Türkler

Yazar :Turgut Özakman

Okurken duygulandığım aynı zamanda gururlandığım tek kitaptır.Bu vatanın nasıl kazanıldığını gösteren bu eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı…

Turgut Özakman’ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.

Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.

Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.

Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.

Uygarlık Tarihi

Server Tanilli

Açıklama:

Bu kitap, 1972-1975 yıllarında yazıldı. Amacı da, liselerden üniversite ya da yüksekokullara gelen öğrencilerin “kültür açığını gidermekti. Gerçekten, böyle bir sorun vardı. Liseler, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey vermiyordu. Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyordu. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası. Başta gençlere seslense de , temel kültüre meraklı herkesin öğreneceği var bu kitaptan. Okuyun göreceksiniz…

ÖNSÖZ :

Watchmen [2009] Kahramanların işi zor !

Dün canım sıkıldı ne yapsam diye bir düşündüm imdb’de biraz film araştırması yaptım 6.0′dan aşağı not alanları pek tavsiye etmiyorum genelde kötü çıkıyor.Dolaşırken gözüme watchmen takıldı.Tam 103,361 kişi puan vermiş ortalaması 7.8′idi.Merak ettim filmi ve hemen izledim.Öncelikle film 2:30 saat sürmekte ve ilk başları biraz sıkıcı gelebilir.

Filmin konusu klasik Amerikan çizgi romanın kahramanlarını ele almaktadır.Normalde pek sevmiyorumdum bu karakterleri ama bu film gerçekten Amerikan çizgi roman dünyasını derinden etkileyen bir film olmaktadır.Film sadece kahramanları anlatmaktadır.80′lerin nükleer savaş dönemininde geçiyor yani 2 süper güç Abd ve Sovyetler birliğinin aralarındaki çatışmayı anlatıyor.Filmi izlerken ilk dikkatimi çeken kahramanlarında siyasi bir görüşü olduğunu gördüm.

sosyal imleme Webmasterim.Com site ekle sosyal imleme Piyy Directory sosyal imleme Oly Directory bleaz.com Link1 Web Directory LINK ADD URL Seo Friendly Web Directory Free directory open for all! - AllCatalog.info