Sosyal Zihin Kontrolü Üzerine…

Sosyal zihin kontrolü üzerine ilginç bir araştırma okuyun düşünün ne kadar doğru yâda yanlış bilinmez ama beyin fırtınası yaparsanız süper zeki insanların neler yapabilecekleri hakkında ön bilginiz olabilir.

Sosyal zihin kontrolü operasyonlarına en iyi örnek CIA ve Derin Devletler tarafından oluşturulmuş olan bazı tarikat ve kültler teşkil eder. Bu tarikatların ve kültlerin temel yapıları incelendiğinde bazı katı ve ana özellikler görülür.

Yeşil kart başvuru değerlendirme sistemi

Bulanık uzman sistem yaklaşımı ile yeşil kart başvuru değerlendirme sistemi

Özet: Bu  çalışmada  yeşil  kart  başvurularının  değerlendirilmesinde kullanılan  iki  katmanlı  bir  uzman  sistem  geliştirilmiş  ve  Erzincan  İl  İdare Kuruluna karar destek sistemi olarak tavsiye edilmiştir. Uzmanlarca hazırlanmış 973  kurala  göre  değerlendirme  yapan  uzman  sistemin,  insan  kaynaklı  hata  ve kötüye    kullanımların    önlenmesinde    önemli    derecede    rol    oynayacağı düşünülmektedir.  Sistemin  testinden  elde  edilen  sonuçlar  göstermektedir  ki geliştirilen uzman sistemin elde ettiği değerlendirme sonuçları 5 farklı uzmanın görüşüyle %98,6 oranında örtüşmektedir.

Anahtar Kelimeler: Uzman Sistemler, e-Devlet, Yeşil Kart

Deniz Fenerleri Hakkında Detaylı Bilgi

En eski deniz feneri, İ.Ö. 7. yüzyılda Sigeon’da, bugünkü adıyla, Kumkale’de (Çanakkale) yapılmıştır. İstanbul Boğazı’nın Trakya yakasındaki Timée ve karşı kıyısındaki Chrysopolis (Üsküdar) fenerleri İ.Ö. 2. Yüzyılda yapılmıştır.

Dünyanın antik çağdaki yedi harikasından biri olan[ İskenderiye Feneri İ.Ö. 280 yılında Knidos’lu Sostrates tarafından Pharos adası üzerine inşa edilmiştir. Yüksekliği 135 metre olan bu fenerin şöhreti ve yüksekliği bu güne kadar aşılamamıştır. 14. yüzyılda meydana gelen bir depremde yıkılmıştır.

Ölüm Anı Ve Hissedilenler

İlginç bir araştırma tabi bunları yaşamadan da öğrenmek ne kadar gerçekçi düşündürür. Ama gayet akla yatkın bir araştırma olmuş. Artık ölürken en acısız olanı denk gelirse fena olmaz.

Bazı bilim adamları Kafa kopmasından boğulmaya, yanmadan yüksekten düşmeye kadar birçok ölüm şeklinde ölüm anlarından insanlar neler hissediyor bunları araştırmış. Ölümün eşiğinden dönenler anlattı:

Dünyanın önde gelen bilim dergisi New Scientist, İskoçya’daki Caledonian Üniversitesi’nden psikolog Cynthia McVey’in, ölümün eşiğinden dönenlerle görüşerek ve bilimsel incelemeleri bir araya getirerek yaptığı araştırmayı yayımladı.

Araştırma, kafa kopmasından boğulmaya, yanmadan yüksekten düşmeye kadar birçok ölüm şeklinde asıl sorumlunun, beyne oksijen gitmemesi olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre ölüm anlarından şunlar yaşanıyor:

BOĞULMADA PANİK YAŞANIYOR, YÜKSEKTEN DÜŞMEDE KALP PATLIYOR

Boğulma: Kişi ilk anda büyük panik yaşıyor. Nefesini tutuyor. Ardından su ciğerlerine doldukça bir yanma ve yırtılma hissi duymaya başlıyor. Son olarak hissettiği şey ise sakinlik ve dinginlik oluyor. Oksijen alamadığı için bilinci kapanıyor, ardından ölüyor.

Atom Bombası Nasıl Ortaya Çıktı?

Çekirdek Dönüşümünden Atom Bombasına

Atom bombası kullanılmak zorunda mıydı? Szilard, 1945′ta Avrupa savaşı kazınılınca bombanın kullanılacağını anlamıştı. O,bombanın Japonların da katılacağı uluslararası bir seyirci kitlesi önünde denenmesini istiyordu; böylece Japonlar bombanın gücünü anlayacak, kimse ölmeden teslim olacaklardı. İlk atom bombası 6 Ağustos 1945 günü sabah saat 8.15′ta Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı. Bir gün biri Szilard’ın yanında, bilim adamlarının buluşlarının tahrip amacıyla kullanılmasının bir trajedi(ağlatı, facia) olduğundan söz etti. Szilard bu sözü şöyle yanıtladı: “Bu yalnızca bilim adamları için değil, bir insanlık trajedisidir”

Atom çekirdeği önce, Nazi Almanya’sın da bölündüğü halde Almanlar bombayı niçin ABD’den önce yapamadı? Einstein, atom bombasının yapılmasını neden istedi? Altın Tavuslar adı takılan bilimciler kimlerdi? Oppenheimer ne yaptı? Feynman, patlama anında neler yaptı?

1911 yılı, bilim tarihinin ilginç yıllarından biriydi. Bu tarih, Marie Sklodowska Curie (1867-1934). Fransız Bilimler Akademisi’ne üyelik başvurusunun reddedildiği yıldır. Bu yıl, Belçika’da toplanan uluslararası Solvay Fizikçiler Konferansı’nda radyoaktiflik birimine Curie’lerin adının verildiği yıldır. Yine bu yıl, yanda fotoğrafını gördüğünüz Ernest Rutherford’un(1871-1937) atom çekirdeğini keşfettiği yıldır. Rutherford, ayrıca 1919 yılında, simyacıların ünlü düşünü gerçeğe dönüştürdü: Havada molekül yüzdesi olarak en bol olan azotu alfa ışınlarıyla bombardıman ederek onun oksijene dönüştüğünü gördü. Simyacılar, her şeyi altına çevirecek filozof taşını hiç bulamadılar; ama bir elementin insan elinde başka bir elemente dönüştürülmesi bir düşün gerçek olmasıydı. Bir element, başka bir elemente dönüşebiliyordu. İnsanoğlunun eli artık atom çekirdeğine gidiyordu. İlk yapay nükleer tepkime, çekirdeğe ilk müdahale. Atom çekirdeği, pozitif yüklüydü; nötral bir atomda elektron sayısı ile proton sayısının, yani birim negatif yüklü parçacık sayısı ile birim pozitif yükteki parçacık sayısının eşit olacağı açıktı. Çekirdekte pozitif yükten başka ne var acaba? Bu sorunun yanıtını Rutherford’ un öğrencisi James Chadwick(1891-1974) verdi: 1932 yılıydı. Alfa ışınlarıyla berilyum çekirdeklerini bombardıman edince yüksüz bir radyasyonun oluştuğunu açıkladı ve buna nötron dedi. Böylece atomun üç temel parçacığı bulunmuştu: elektron, proton ve nötron. Alfa, kendisi de bir çekirdek (helyum atomunun çekirdeği) olduğu halde, atom çekirdeğine giden yolu aydınlatıyordu.

Bayrak Yarışında Son 400 Metre

  • 4×400 finallerinde son 400′e girildi!..
  • ULAN O DİİL! HİŞŞ ALOO O DİİL LAN BIRAAAK!:.

3D gözleri bozuyor dikkat!

3D geldi çıktı sinemalarda film izlemek daha bir keyifli oldu derken şimdide 3D gözleri bozuyor haberi çıktı. Yapılan araştırmalarda gözleri yorduğu ve ileri seviyelerde ise gözü bozduğu ortaya çıkarılmış. Bu konuda benim düşüncemde aynı fikirde sinemadan çıktıktan sonra gözlerim çok kötü oluyor resmen ağrıyor. Gözlerinizin yorulduğunu hissediyorsunuz. Sanırım daha üzerinde çalışmaları gerekecek. Avatar filminden sonra 3D filmler daha çok piyasa yaptı. Şimdi bu haberi gördükten sonra 3D  sinema izleme hevesim gitti. Çok fazla izlememenizi öneririm. Haberi aşağıda okuyabilirsiniz.

Dünyanın önde gelen göz uzmanları, son dönemde popüler hale gelen 3D görüntülerin göz sağlığına zararlı olabileceğini dile getirdiler. Araştırmacılar şimdi bu sorunu aşmak için çalışıyorlar.

ABD’de bulunan Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Martin Bank, son dönemde popüler olan 3D görüntü teknolojisinin gözlere zararlı olabileceği konusunda uyardı.

Prof. Bank film endüstrisinin göz doktorları ve görüntü uzmanları ile beraber çalışmalar yürütüp, daha sağlıklı bir 3D deneyimi yaşatabilmek için uğraştıklarını da belirtti.

Buna örnek olarak ise Dolby Laboratories ile San Francisco Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü proje gösterilebilir.

Gözleri yoruyor

Bu araştırmaya dâhil olan doktorlardan Daniel Adams, 3D film seyrederken gözün odaklanabilmek için sürekli ufak hareketler yapmak zorunda kaldığını, bunun kısa vadede baş ağrısı, mide bulantısı gibi etkilerinin olmasının yanı sıra uzun vadede göz bozukluklarına neden olabileceğini belirtti.

Dolby yetkililerinden Guido Voltolina da insanların 3D filmlerden çok etkilendiklerini fakat ilk 20 dakikadan sonra rahatsız hissetmeye başladıklarını söyleyerek, bunu aşmak için çalıştıklarını belirtti.

Öte yandan, daha önce yapılan bir araştırmada da 3D görüntüleri göremeyen kişilerin gözlerinde bir sorun olabileceği iddia edilmişti.

milliyet blog

İsrail İran’a saldırmak için bahane mi arıyor?

Okuduğum bir haberde İsrail yaz aylarında İran’a saldırmak için bahaneler aradığı ortaya çıktı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İsrail’in, bahar ya da yaz aylarında ülkesine saldırmayı planladığını iddia ediyor.

İran Cumhurbaşkanı, Tahran’da düzenlediği basın toplantısında, “Böyle bir saldırıya vereceğimiz karşılık ve bölge ülkelerinin tepkisi İsrail’i bitirecek” ifadesini kullandı.
Ahmedinejad’ın iddialarına Moskova ziyareti sırasında yanıt veren İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu ise, İran’a yönelik savaş hazırlığı içinde olmadıklarını” söyledi ve iddiaları manipülasyon olarak niteledi.
Netanyahu Moskova gezisinde, “İran nükleer silah üretirse; Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır da onu izler” demişti.

Benim düşüncem eğer böyle bir savaş çıkarsa 2.dünya savaşı gibi ağır geçecektir. Çünkü İran diğer ülkelere benzemez bir ırak ya da Afganistan gibi değildir. Elinde nükleer bombası olan ve arkasında sağlam ülkelerin olduğu bir bloktur. İsrail savaşı çıkartırsa arkasında İngiltere ve Amerika’yı arkasına alır. İran ise Rusya ve Çin’den destek görür. Bu yüzden çok ağır ve büyük bir savaş olur. Türkiye’de bu savaştan muhakkak etkilenecektir. Yine pozisyonu açısından kritik bir yerde duruyor. Eh muhtemel İsrail tarafında olacağından kaybetmesi durumunda Türkiye’ye faturası çok ağır yansıyacaktır. İran’ı sadece istikrarı ve azmini beğenirim. Ama gerek yönetim gerek rejim açısından kesinlikle hoş görü ile karşılamam. İsrail ise zaten bir oyunun ürünü amacı Müslüman toplumları parçalamaktır. Oradaki konumu sayesinde etrafındaki ülkeler dost hane bir birleşme sağlayamıyorlar. Bu durum da tabi direk ABD’nin işine gelmektedir. Bu sayede orta doğuda güçlü bir devlet dayanışması oluşmayacaktır. İsrail’in savaşı kazanması peki ne değiştirir diye bakarsak bu sefer yine Türkiye bu savaştan zararlı çıkacaktır. Hedef zaten bellidir. Afganistan, ırak, İran derken sıralamada Türkiye’nin adı da olması muhtemel değildir. İsrail İran’ı yenerek aldığı güç ile ilerde farklı sorunların çıkması kaçınılmaz olur.Son olarak bu savaş çıkarsa Türkiye çok kötü etkilenecektir.

Alternatif rüzgar enerjisi lideri ABD oldu.

Küresel ekonomideki kötü gidişin önemli nedenlerinden biri enerji maliyetlerinin ve paralelinde üretim masraflarının giderek artması. Özellikle fosil yakıtların dalgalı fiyat seyri ve rezervlerin her geçen gün azalması firmaları ve ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendiriyor. Bu noktada öne çıkan kaynaklardan biri de ülkemizde de hem devlet hem de özel sektörün gündeminde olan Rüzgâr enerjisi.

Alternatif enerji diyince akla ilk gelen ülke Almanya rüzgâr enerjisinden ürettiği 24 Gigawatt enerji ile liderliği kimseye kaptırmazken son yapılan Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi’nin açıkladığı 2008 yılı rakamlarına göre koltuğunu ABD’ye teslim ediyor. Arka sıralardan gelen ülkeler ise İspanya ve Çin gelmektedir. Ne zaman Türkiye bu alanda yatırım yapacak hala beklemekteyiz. Türkiye enerji kaynağının büyük bölümünü doğal gazdan yararlanıyor. Bu oran %50 civarındadır. Ve oldukça pahalı yöntemler arasında.

Bira Şaşırtmaya Devam Ediyor.

Bu içip de şaşırtan cinsten değil. Okuduğum bir haberde biranın kemiklere iyi geldiği yazıyor. Tabi ne kadar doğru tartışılır. Ama gene de iyi bir haber diyebiliriz. En azından sağlığa katkısı dokunuyor. Biranın böbrekleri çalıştırdığında duymuştum. Bu konuda haklılar çok sık tuvalet molası verdirtiyor.

ABD’nin Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma da, biranın içinde kemiklerin güçlenmesini sağlayan silicon maddesinin bulunduğunu ortaya koydu. Piyasada satılan 100 bira markasının analiz edildiği araştırmada biranın içindeki silikon oranının litre başına 6,4 miligram ile 56,5 miligram arasında değiştiği gösteriyor.

Araştırmaya göre birada bulunan ve ortosilik asit adı verilen bu silikon türünün insan vücudundaki kemiklerin güçlenmesi için elzem bir madde olduğu açıklanıyor.

Eh artık bir bira iyi gider o zaman.

 Page 1 of 2  1  2 »
sosyal imleme Webmasterim.Com site ekle sosyal imleme Piyy Directory sosyal imleme Oly Directory bleaz.com Link1 Web Directory LINK ADD URL Seo Friendly Web Directory Free directory open for all! - AllCatalog.info