Türkiye’de göç ve türk sinemasına yansıması
TÜRKİYE’DE GÖÇ VE TÜRK SİNEMASINA YANSIMALARI: 1960-2009
ÖZET
Türkiye’de iç göç …
Moğollar, Türkçe sözlü rock müzik yapan ve Anadolu Rock türünün kurucularından olan müzik grubu. Türkiye’nin en önemli gruplarından olan Moğollar, Ağrı Dağı Efsanesi ve Bir Şey Yapmalı isimli şarkılarıyla tanınmıştır.
Hiç bir müzik eskilerin yerini tutamaz dimi, yoksa yanılıyormuyum. Bu müziği muhakak dinlemişinizdir.Eski türk filmlerinde çok sık rastlanır.
“EMPERYALİZM MAHVOLACAK” DEMİŞTİ
Atatürk, yalnız 1920’lerde değil, 1930’lu yıllarda da “Emperyalizm mahv ve nabut olacak” diyordu.
O “mahvolacak, yok olacak emperyalizm” kimdir? ABD’dir ve Avrupa’dır; yani Batı’dır. Natotürkçülerimiz, Atatürkçülüğü Batı’ya yönelmek, Batı uygarlığıyla bütünleşmek olarak tanımlarlar. Natotürkçülük, Batı emperyalizminin eseri olmaktır.
Kemalist Devrim ise, halkçı ve aydınlanmış bir toplum kurma eylemi idi. O çağdaş toplum hedefine ulaşmanın ilk şartı, emperyalizmden bağımsız olmaktı.
O nedenle Atatürk’ün “emperyalizm mahvolacak” öngörüsü, dünyanın gidişi hakkında bir saptamada bulunmanın ötesinde, Kemalist Devrim’in geleceğinin güvence altında olduğu anlamını da içeriyordu.
“GÜNEŞ NASIL YARIN DOĞU’DAN DOĞACAKSA”
Büyük Devrimci Önder, emperyalizm yıkılırken, yükselen gücü de saptamıştı. 1936 yılında, mazlum milletlerin emperyalizme karşı zaferini ve refaha ilerleyişini, “güneşin yarın doğudan doğması” gibi kesin görüyordu. 21. Yüzyıl dünyasında, güneş doğudan doğmaktadır.
22 Kasım 2009 yer Silivri, Doğu Perinçek Silivri halkını aydınlatıyor.Aşağdaki makaleyi sizlere paylaşıyorum. Okuyun, paylaşın herkez yararlansın.
ATATÜRK VE SINIF MÜCADELESİ
İstiklal Savaşımızın kendisi iç ve dış cephede sınıf mücadelesidir. Emperyalizm, bir sınıftır ve emperyalizme karşı mücadele de, bizim gibi Ezilen Milletler açısından sınıf mücadelesinin milletlerarası boyutudur. Kaldı ki, her bağımsızlık savaşı, aynı zamanda bir içsavaştır. Nitekim İstiklal Savaşı iç cephede 23 gerici isyanın ezilmesiyle yürütülmüştür.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Dersim isyanı konusundaki sözleri yaygın bir kampanyayla karşılaştı. Bu tartışmanın, aslında yakın tarihimizdeki ilerici – gerici kamplaşmasını, emperyalizme karşı mücadele ve Atatürk yönetiminin bu saflaşmalardaki konumunu gündeme getirmesi gerekirdi.
ATATÜRK SINIF MÜCADELESİNİ REDDETTİ Mİ
Kemalist Devrim üzerine çalışan birçok araştırmacı, Atatürkçülüğün sınıf mücadelesini reddettiği görüşündedir. Oysa İstiklal Savaşımızın kendisi iç ve dış cephede sınıf mücadelesidir. Emperyalizm, bir sınıftır ve emperyalizme karşı mücadele de, bizim gibi Ezilen Milletler açısından sınıf mücadelesinin milletlerarası boyutudur. Kaldı ki, her bağımsızlık savaşı, aynı zamanda bir içsavaştır. Nitekim İstiklal Savaşı iç cephede 23 gerici isyanın ezilmesiyle yürütülmüştür. Bu isyanlardan ikisi, Kürt yurttaşlarımızın yaşadığı yerlerdedir: Urfa Milli aşireti ve Sivas Koçgiri isyanları. Diğer 21 isyan ise, batıda ve orta Anadolu’dadır. Bu gerici isyanlara karşı savaş da sınıf mücadelesiydi. Karşımızda feodal ve komprador sınıfları temsil eden Osmanlı padişahının ve gericiliğin üzerimize sürdüğü kuvvetler vardı.

Her hafta kaçırmadan izlediğim tek dizidir. J. J. Abrams’ın bilim kurgu drama dizisi. Diziyi izlerken aklımıza x-files veya lost’u benimsetebilir. Benim düşünceme göre çok daha kaliteli, ilk bölümünden itibaren sigara gibi bağımlılık yapıyor.
Başrolde ajan Olivia Dunham rolünde “Cate Blanchett” in gençliğinin tıpkısının aynısı Anna Torv, çılgın bilim adamı Dr. Walter Bishop rolünde yüzüklerin efendisinde Boromir ve Faramir’in babası Denethor u canlandıran “John Noble”, onun 190 İ.Q.’a sahip itfaiyecilik, kargo uçağı pilotluğu, sahte diploma ile çakma kimya profesörlüğü ve bilumum dalavere işleri yapan lise terk oğlu peter bishop rolünde dawson s creek in pacey’i “joshua jackson” var.
Sınır bilim ve paralel evren üzerine yazılmış, artı dizideki tüm olayların nasıl meydana geldiğini açıklamakta, mesela bir sahnede duvarın içinden geçebilmenin mümkün olabileceğini söylüyor ve nasıl olduğunu anlatıyor. Mantığa uygun geldiği için dizi daha gerçekçi bir o kadar da çarpıcı geliyor.
19. yy’a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy’da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı.
Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803’te, “atomun varlığı”nı ileri sürerken kanıt olarak neleri göstermiştir? Bunu kavrayabilmek için kimyanın temel birleşme yasalarını anımsamalıyız. Çünkü John Dalton (1766-1844) “atomun varlığının kanıtları” olarak bu yasaları göstermiştir. Bunlar kütlenin korunumu,sabit oranlar ve katlı oranlar yasası adıyla bilinir.
19. yüzyıl, aslında atomla açıldı. John Dalton, 1803-8 arasında atomun varlığının kanıtlarını açıkladı ve bilimsel anlamdaki ilk atom kuramını geliştirdi. Dalton, kimyasal tepkimelerdeki kütlenin korunumu (Lavoisier ve Lomonosov), bileşiklerin oluşmasında sabit kütle oranının varlığı (Joseph Proust), katlı oran yasası(John Dalton) gibi denel sonuçları başarıyla yorumladı ve bu sonuçların (yasaların) ancak atomun varlığıyla kavranabileceğini gösterdi.
Zeusla heranın oğlu savaş tanrısı ares: insanların birbirlerine girmesini, dereler gibi kanların akamasını çok severmiş.bu nedenle her türlü kin tohumunu insanlara ares atarmış.Olağan üstü bi güce sahipti.savaşlara naralar atarak gider, savaşta dost düşman tanımadan öldürürmüş.Tanrıların en iğrenci sayılan ares, afroditin kalbini kazanır fakat afroditle aresin birlikte olması meşru deildi çünkü afrodit ateş tanrısı hephaistos ile evlidi.
Bütün tanrıçaların en güzeli olan afroditi elde etmek için ares,önce ona kıymetli hediyeler sunup ateş tanrısı demirhanesinde çalışırken afrodit ve ares dostluğunu ilerletiyormuş.Afrodit ile geceleri buluşuyor,ares afroditin evine gidiordu.fakat ares gündüzün olmasından çok korkuyormuş.bunun nedenide güneşin dünyada olup biten herşeyi görmesi eğer yakalanırsa ateş tanrısına haber verirdi güneş.Yakalanmamak için yanına yakın arkdaşı alektryonu alırmış.görevi ise: afroditle gece yatarken kapıda durup güneş görünmeden bunlara haber vermesi.Ve bir gün alektryon uykuya dalıyor.Güneş doğuyor ve bi bakıor güzel afrodit ares in kollarında.
Bu manzaradan iğrenen güneş hemen ateş tanrısına haber veriyor.bu haber ateş tanrısını çok üzüyor birden elindeki demiri düşürüyor üzüntüden ve intikam planı düşünüyor.Hemen sağlam, çok hafif madeni bir file yapıyor.bu öyle bir fileki örümcek ağından bile inceydi.Yapımı bitirdikten sonra hemen eve koşuyor.o sırada afrodit duş alıyor.
1-) Toplumları “üretim biçimlerine” göre ayıran ilk düşünür ?
2-) Sosyoloji deyimini ilk kim kullanmıştır ?
3-) Sistem yaklaşımının siyaset bilimindeki öncülüğünü yapan David Easton’a göre siyasal sistemini üç üyesi nedir?
4-) Sosyoloji deyimini, felsefe tarihi içinde ilk defa kullanan araştırmacı kimdir?
Kesinlikle izleyin izletin Türkiye’nin dönüm noktalarından biridir Köy Enstitüleri , şuan devam ediyor olsaydı Türkiye çok farklı bir konumda olurdu.
Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetti.
Ortak Özellikleri
Rahatlatıcı bir şarkı ruhunuzu özgür bırakın…